Pend-nâme-i Attâr’ın Türkçe Şerhlerinde Kadına Bakış Açısı ve Eril Dilin Tespiti

Toplumsal hafızanın bilinçaltında saklanan, sansürlenen kadın imgesinin tanımını, karşıladığı manayı, hissettirdiğini, seyrini, değişimini ve dönüşümünü en iyi yansıtan aynalardan biri de edebiyat yazınıdır. Klasik Türk edebiyatının eşyaya, kadına, topluma bakışını gösteren türlerden biri olan pend-...

Full description

Saved in:
Bibliographic Details
Main Author: Sema Levent
Format: Article
Language:Turkish
Published: Oku Okut Yayınları 2023-08-01
Series:TSBS Bildiriler Dergisi
Subjects:
Online Access:https://sempozyum.okuokut.org/article/view/429
Tags: Add Tag
No Tags, Be the first to tag this record!
Description
Summary:Toplumsal hafızanın bilinçaltında saklanan, sansürlenen kadın imgesinin tanımını, karşıladığı manayı, hissettirdiğini, seyrini, değişimini ve dönüşümünü en iyi yansıtan aynalardan biri de edebiyat yazınıdır. Klasik Türk edebiyatının eşyaya, kadına, topluma bakışını gösteren türlerden biri olan pend-nâmelerde ideal toplum hayali kurulur ve bunun için bireyin yapması gerekenler sade ve anlaşılır bir üslupla anlatılır.  Bu çalışmanın amacı Fars edebiyatının önemli eserlerinden biri olan Pend-nâme-i Attâr’a klasik Türk edebiyatı dönemi şârihleri tarafından yapılan şerhlerden hareketle kadına şâirin, şârihin dolayısıyla toplumun bakış açısını tespit etmek, kadının toplumdaki yerini okumaya çalışmak ve söz konusu metinlerde kullanılan eril dili tespit etmektir. Feminist araştırmalar ve toplumsal cinsiyet çalışmaları 1970-1980’li yıllardan sonra gelişme gösterse de kadının toplumun annesi olması ve neslin onunla başladığı düşünülerse çok daha erken dönemlerde kaleme alınan metinlerde kadının izini sürmek mümkündür. Böylece kadının asırlardır süren hikayesinin gelişimini ve zamanla değişen bakış açısını takip etmek daha kolay olacaktır.  Nitel araştırma yöntemlerinden doküman analiz yönteminin kullanıldığı çalışmada Türk edebiyatında 18. ve 19. yüzyılda kaleme alınan hacimce en geniş Pend-nâme-i Attâr şerhleri tercih edilmiştir. Kadınların sözkonusu olduğu kaynak beyitlere şârihlerin yaptığı şerhler belirlenerek niyet okuması yapılmıştır. Neticede bu şerhlerden hareketle yerilenin “kadınlar” değil “kötü ahlaklı kadınlar” olduğu anlaşılmıştır. Kötü ahlaklı kadınların erkekleri gaflete düşüren bu sebeple uzak durulması gereken varlıklar olduğu görüşünün ağırlık kazandığı sonucuna ulaşılmıştır. Ağır eleştirilerin yapılma sebebinin de kadının erkek dolayısıyla toplum üzerindeki değiştirici ve dönüştürücü tesirinin yüksek olmasıdır. Kısacası kadın erkeğin zaafıdır ve ona karşı koyması sağlam bir irade gerektirmektedir. Bunun farkında olan eril zihniyet ona öğüt vererek aslında kendi nefsine hitap etmektedir. Böylece erkek ve kadının birbirini tamamlayan varlıklar olduğu birinin bozulmasıyla diğerinin de bozulmasının kaçınılmaz olduğu gerçeği vurgulanmaktadır. Birkaç metinden hareketle genel kanaate varmak bilimsel olarak tatmin edici değildir. Bu sebeple tür olarak geniş bir yelpazeye sahip olan klasik Türk edebiyatının diğer metinleri de teker teker incelenerek varsa farklı bakış açıları tespit edilmelidir. Akabinde kadının dışlanmasının, yarım akıllı olarak kabul edilmesinin, sürekli sahip çıkılması yönetilmesi gereken pasif bir varlık olarak telakki edilmesinin sebepleri daha somut ve realist gerekçelerle açıklanabilecektir.
ISSN:2980-3543